Yönetici Özeti: İnternet Düzenlemeleri ile Kilit Ülke Türkiye

Read a Country or a Territory Report

Nate Schenkkan

Bu özel rapor, Eylül 2014’te İnternet Yönetimi-Denetimi Forumu’na (IGF) İstanbul’da ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin internetinin belirli yönlerine odaklanmaktadır. İnternet politikası konularında “salıncak ülke” veya belki de daha yerinde bir kullanımla “kilit ülke” olarak kritik bir rol oynaması nedeniyle Türkiye’nin IGF’ye ev sahipliği yapması zamanlama açısından uygun.

İnternet denetimi tartışmasında kaynakları ve karma politik yönelimleri nedeniyle uluslararası süreçlerde çok büyük etki gücüne sahip ülkeler “salıncak ülkeler” olarak tanımlanmaktadır.[1] Bahsi geçen karma yönelim küresel İnternet denetiminde belirgindir. 2012 yılında, Rusya ve Çin’in desteklediği ve bölgenin internet denetimindeki rolünün arttırılmasını savunan bir dizi yeni Uluslararası Telekomünikasyon Düzenlemelesi’nde (ITRs) evet oyu kullanan yalnızca üç OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ülkesinden biri Türkiye’ydi.[2] Yakın zamanda, buna rağmen Haziran 2014’te BM İnsan Hakları Konseyi’nde, kişinin çevrimdışı sahip olduğu hakların kişiye çevrimiçi de tanınmasını sağlayan kararı destekleyen, aralarında Amerika Birleşik Devletleri ve İsveç’in de bulunduğu ülkelerin oluşturduğu çekirdek grupta Türkiye de yer alıyordu.[3]

Yerel düzeyde, Türkiye’nin politikaları daha çok tek taraflı oldu. Hatta 2013 yılından önce Türkiye, kapsamlı ve şeffaf olmayan web sitesi engelleme sistemini yürürlüğe koymuştu. Son 15 ay içinde, ifade özgürlüğünü kısıtlayan geleneksel çevrimdışı cezai önlemlerin gittikçe çevrimiçi alana yönelmesi ve yeni mevzuatın hükümetin içerik düzenleme yetkisini arttırması ile Türkiye çevrimiçi alan kontrolünde son noktaya geldi. Şu an mecliste komitede bulunan, 1 Ağustos tarihinde Rusya’da yürürlüğe giren kanunu çağrıştıran yeni bir Basın Kanunu, “İnternet haber siteleri” tanımlı sitelerin kayıt olmalarını, sahiplerini ve yazarlarını belirtmelerini mecburi kılacak. Mart ayında Twitter’ın acemice kapatılmasından sonra, hükümet şimdi de sosyal medya şirketine karşı mahkeme kararları kullanımını arttırdı ve Twitter’a içerik kaldırtma konusunda giderek başarılı hale geliyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin iki partili sistemi için geçerli olan “salıncak ülke” terimi her iki sonucun da çıkabileceği ülke anlamına gelir. Ancak, daha doğru bir Amerikan siyasal metaforu burada, daha büyük kampanyanın kazanılacağı veya kaybedileceği yer anlamına gelen “kilit ülke” olacaktır. İnternet denetimi için Türkiye bir kilit ülkedir: genç bir nüfus, gelişen teknoloji ve uluslararası bağlantıların bütün dünyanın gıpta edeceği özgür bir internetle sonuçlanacağı veya hükümet taktiklerinin etkin bir çevrimiçi alanı kapatmak için bir model oluşturabileceği bir yer.

İnternet ve özellikle sosyal medya Türkiye’de sosyal hayatın önemli bir parçası haline geldi. Aralık 2012’den itibaren, Birleşik Krallık’tan sonra Avrupa’da kişi başına ikinci en çok online vakit geçiren Türk kullanıcılar oldu.[4] 15-64 yaş aralığındaki nüfusun %90’dan fazlası Facebook hesabına sahip ve %70’ten fazlasının Twitter hesabı var. The Boston Consulting Group, hızla artan yeni internet kullanıcılarının internet kullanmaya başlar başlamaz doğrudan sosyal medyaya yönelmesi nedeniyle Türkiye’yi gelişmekte olan ülkelerin “Doğrudan Sosyale” grubuna yerleştiriyor.[5]

Türkiye ayrıca genç nüfusun haber takibi için internet kullanımı ile dikkate çekiyor. Yakın zamanda gerçekleştirilen bir Gallup/BBG anketine göre 15-24 yaş aralığındaki kişiler arasında internet neredeyse haber kaynağı olarak televizyon ile eş (%71 İnternete karşı %75 Televizyon; 25-34 yaş aralığı için karşılaştırılabilir kesim %56 İnternete karşılık %90 televizyon). 15-24 yaş grubunun %47’si, sabit genişbant ve mobil genişbant penetrasyon hızı OECD ortalamasının yalnızca yarısı kadar olmasına rağmen haberleri sosyal medya[6] üzerinden takip ediyor.

Bu raporda, Freedom House ve Türk uzmanlar Türkiye’nin online alanını üç açıdan inceliyor: konuşma kısıtlamaları ve veri toplama, altyapı geliştirme ve yeni medyanın doğuşu. İlk bölümde, Freedom House Program Yöneticisi Nate Schenkkan, Gezi Parkı protestolarından beri son 15 ayda hükümetin çevrimiçi konuşma kısıtlamaları, veri izleme ve alıkoyma becerilerinin gelişmesini anlatıyor. İkinci bölümde, eski milletvekili ve endüstri mühendisliği profesörü Osman Coşkunoğlu, Türkiye’de telekomünikasyon altyapısının gelişimi ve onun gelişimini destekleyen politikalardan bahsediyor. Yaptığı analiz, sözde bağımsız düzenleyici otorite üzerindeki siyasi etkinin ve hükümet ve ülkenin baskın telekomünikasyon sağlayıcısı arasındaki yakın ilişkinin talebi karşılamak için artan altyapı geliştirmeyi nasıl engellediğini anlatıyor. Son olarak, üçüncü bölümde iletişim profesörü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Okulu bölüm başkanı Aslı Tunç, yurttaş gazeteciliğinin yeni formlarını yaratmak için sosyal medyanın yenilikçi kullanımı olarak adlandırılan Türkiye’nin internet gelişiminin en dikkat çekici yönlerinden birine pencere açıyor. Onun bölümü, Türkiye’de tabandan tepeye gazeteciliğin büyümesinin ülkenin sorunlu basın özgürlüğünün[7] iyileştirilmesine yardım edeceğini umut eden bir notla sona eriyor. Fakat medyanın bu dirilişi internetin yerel denetimi için hak ve hukuk temelli bir modelin varlığını sürdürmesine ve internet altyapısında büyümeyi teşvik eden kurumların hakiki bağımsızlığına bağlı olacak.

Uluslararası internet denetimi forumlarında nasıl oy verdiğinden çok, kendi içinde internet yönetimi ile Türkiye kilit ülke konumundadır. OECD olarak konumu ve G-20 ülkesi olması, buna ek olarak AB adayı ve NATO üyesi olması nedeniyle, Türkiye çevrimiçi konuşma konusunda benzer zorluklar yaşayan diğer ülkelere örnek olmaktadır. Şu anda, Türkiye’nin BM’deki beyanları ve yurtiçindeki eylemleri arasındaki tezatlık yalnızca, gerektiğinde yurtiçindeki özgürlükleri azaltmak için uluslararası normların manipüle edilebileceği inancını güçlendirmeye yarıyor.

Türkiye’nin internet üzerinde Rusya ve Azerbaycan gibi katı bir şekilde kontrol sağlayamayacağını umut etmek için yapısal nedenler var. Türkiye’de Anayasa Mahkemesi ve anayasanın kendisinin de dahil olduğu ulusal kurumlar, konsolide otokrasilerde olduğundan daha güçlü. Sivil toplum daha çeşitli; sesini çıkarmaktan çekinmiyor ve ulusötesi çevreler ile bağlantılı. Devlet henüz mutlak güce sahip bir yöneticinin boyunduruğu altında değil. Ayrıca Türkiye, bütçesini hidrokarbon gelirleri ile doldurmaya bel bağlayamaz. Bunun yerine, ülkenin ekonomisi ciddi ölçüde batılı yatırım ve ticarete, özellikle AB ile gümrük birliğine dayanıyor. AB Türkiye’nin bir numaralı ithalat ve ihracat ortağı olup Türkiye’ye büyük oranda doğrudan yabancı yatırımcı sağlamakta. Türkiye’nin Avrupalı ekonomik ortaklarının kendi yatırımları için telekomünikasyon altyapı gelişimini eksik bulmaları ve çevrimiçi sansürün sorun yaratması halinde, Türkiye çevrimiçi alana yönelik yaklaşımını geliştirmesi gerektiği konusunda baskıyla karşılaşacak.

Bu faktörlerin, ülkenin internet politikalarında ani bir tersine dönme veya iç siyasi dinamikler tarafından yürütülen denetimde geniş negatif eğilimler yaratacağı pek olası görünmüyor. Ancak bu faktörler, otoriter konsolidasyonu sekteye uğratıp özgür ve bağımsız ifadelerin geleneksel medyada ve çevrimiçinde gelişmeye ve zenginleşmeye devam edeceği alanları koruyacak. Son 20 yıl içinde Türkiye’de güçlenen liberalizm ve çeşitliliği korumaya yardım edebilecek olan da bu ifadelerdir. Böylelikle Freedom House bu raporun, Türkiye’nin online medya ve özgür internetinin etkinliğinin sürdürülmesi için uluslararası toplumdan aldığı desteği güçlendirmeye katkı sağlayacağını ümit ediyor.


[1] İyi bir tanım için, Tim Maurer ve Robert Morgus, Tipping the Scale: An Analysis of Global Swing States in the Internet Governance Debate’i (Sonucu değiştirmek: İnternet Denetimi Tartışmasında Küresel Salıncak Ülkeler Üzerine Bir Analiz) inceleyin.

[2] Ibid., 3–5.

[3] Haziran 2014’te BM İnsan Hakları Konseyi’nde Türkiye, insan haklarının internet denetiminin temelini oluşturması gerektiğini beyan eden karar taslağının hazırlanmasına yardım etti. Article 19, “BMİHK İnternet Özgürlüklerini Azaltan Girişimleri Reddediyor,” http://www.article19.org/resources.php/resource/37602/en/unhrc-rejects-a....

[4] Sarah Radwanick, “Birleşik Krallık Online Bağlantıda Avrupa’da Öncü,” comScore (Şubat 22, 2013).

[5] G-20’de İnternet Ekonomisi: 4.2$ Milyar Büyüme İmkanı, Boston Consulting Group (Mart 2012).

[6] Türkiye’de Çağdaş Medya Kullanımı, Gallup/Broadcasting Board of Governors (Temmuz 2014).

[7] Türkiye’de basının susturulmasının geçmişi için Freedom House’un Şubat 2014 özel raporunu inceleyin: Demokrasi Krizi: Türkiye’de Yolsuzluk, Medya ve Güç, //www.freedomhouse.org/report/special-reports/democracy-crisis-corruption-...